LGS İNGİLİZCE SINAVI HAKKINDA (PDF formatında buradan indirebilirsiniz)

LGS ifadesinin açılımı Liseye Geçiş Sınavı’dır. Biz bu sınavın İngilizce kısmıyla ilgileniyoruz. Yani LGS İngilizce ile.
LGS İngilizce soruları toplam 10 adettir ve bu sorular 8. sınıf İngilizce müfredatından gelmektedir.
Millî Eğitim Bakanlığı, bu sınava kaynak teşkil eden müfredatın pedagojik ve felsefî temellerini ele alan “İngilizce Dersi Öğretim Programı” isimli bir çalışma da yayınlamıştır.
Buna göre ilk ve ortaokul öğrencilerine modern ve etkin bir müfredat hazırlanması için periyodik gözden geçirmeler yapılmaktadır. Bu çerçevede değerler eğitiminin ve temel dil becerilerinin gözetildiği bir müfredat amaçlanmaktadır.
Temel dil becerileri okuma, yazma, dinleme ve konuşmadır.
Müfredat hazırlanırken "Common European Framework of Reference for Languages" (CEFRL) yani "Diller için Avrupa Ortak Referans Çerçevesi" önemli ölçüde ilham kaynağı olmuştur.
CEFRL öğrencilerin derste öğrendiklerini gerçek hayatın içerisine taşıyabilmelerinin lüzumunu vurgulamaktadır. Burada öne çıkan kavram “communication” yani iletişimdir.
İngilizceyi bir dil çalışması olarak değil bir iletişim vasıtası olarak gören temel bir yaklaşım vardır. Bunun için de müfredatın merkezine eylem odaklı bir format yerleşmiştir.
Müfredatta ilk göze çarpan özellik farklı öğretim tekniklerinin ele alındığı eklektik yani derleme bir yapının varlığıdır. Öğrencilerin bir dil öğrencisi değil bir dil kullanıcısı olmaları hedeflenmektedir. Bu yüzden konular günlük hayatın içinden alınmaktadır.
İngilizcede “context” denilen ve kendi dilimizde “bağlam, ortam, çevre, şartlar” gibi anlamlara gelen kavram müfredatı şekillendirmektedir. Bu kavramın müfredata etkisi bir metnin gerçek hayattaki canlı karşılıklarının ders ortamına dahil edilmesidir.
Şarkılar, raporlar, tablolar, elektronik mektuplar, günlükler, hikâyeler ve benzeri örnekler “context” kavramının içeriğini oluşturmaktadır. Dolayısıyla LGS İngilizce sınavında öğrencilere direkt olarak gramer soruları değil, gerçek hayat sahnelerini temsil eden ve gramer kurallarının içinde gömülü olduğu sorular sorulmaktadır.
Aslında burada hedeflenen sonuç dilin doğal öğreniminin baş aktörleri olan çocukların bilinç dışı kalıp tekniği taklit edilmeye çalışılmaktadır. Ancak bu durumda elbette bilinç dışı değil bilinçli ve yapay bir kalıp çalışması söz konusudur.
İnsan zihni ile dil mucizesi arasındaki ilişkinin doğal biçimini mümkün olan azami düzeyde tekrar ve taklit etmeye çalışan müfredatın en önemli zaafı teorik zarafet ve göz alıcı önerilerin ülkemizdeki eğitim sisteminin hem beşeri hem de fiziksel altyapısı bakımından tatbikat yetersizliğidir.
Şu da unutulmamalıdır ki, müfredat ilköğretim ikinci sınıftan ortaöğretim sekizinci sınıfa kadar kendi içinde bir bütünlük ve gelişimsel bir çizgiye sahiptir. Nitekim ilkokul ikinci sınıfta önerilen “context/tasks/activities” içerikleri ile sekizinci sınıf içerikleri arasında yakın benzerlikler vardır. Bu piramidal yapı aslında söylenenle önerilenlerin felsefi ve eylemsel tutarlılığından başka bir şey değildir ve kalıp tekniği açısından doğru görünmektedir.
Kalıp tekniği şudur: Çocuklar anne babalarının kurdukları cümleleri belli bir bağlamda yani “context” halinde hem işitmece hem de görmece biçimde alırlar. Hayatın doğasındaki tekrarlar çocuk zihninde belli durumlarla belli konuşmaların bir kalıp halinde resmedilmesine vesile olur. Sürekli tekrar eden aynı sesler/sözler/ünlemler/haller ve davranışlar zamanla kesin ve değişmez kalıplar halinde çocuk zihnindeki yerini alır. Çocuk, kalıp aynı kalmak koşuluyla bu kalıpların içindeki kelimeleri değiştirerek anne babasını taklit eder. Biz bu taklide konuşma diyoruz. Çocukların dilindeki lezzet bu kalıplar üzerindeki değiş tokuş gayretleri sırasında yaşadıkları tatlı kazalardan kaynaklanır. Kalıplar zamanla iyice oturur ve bilinçli tercihlerin çoğu, yerini bilinçsiz ve refleksif ifadelere bırakır. İşte konuşmadaki hız ve akışkanlığın zamanla artması da bundan kaynaklanır.
Müfredat çocukların bu doğal dil becerilerinin iyi bir taklit çalışmasıdır ve özünde oldukça güçlü bir mantığı vardır. Güçlü ve anlamlı. Ancak dilin doğal ortam koşullarının hiçbir zaman tam olarak sağlanamayacak olması, uygulayıcı kusurları da işin içine girince “context” performansının oldukça zayıf kalması ve yanı sıra bu zaafı telafi edebilecek yegâne araç olan gramer kurallarının az vurgulanması müfredatın görünen kusurlarıdır.
Gramer kurallarının az vurgulanması aslında doğru ve tutarlıdır. Lâkin “context” önerilerinin en azından önemli ölçüde karşılanması şartıyla. Bu ise ülkemizdeki özel okullarda bile tam olarak gerçekleştirilememektedir.
Bu yüzden yoğun tekrarlı kalıp ezberleri ve biraz daha ağırlık verilmiş gramer dersleri kusursuz olmayan alternatif bir seçenek olarak önümüzde durmaktadır.
Avrupa Komisyonunca belirlenmiş olan anahtar beceri sınıfları aşağıdaki gibidir:

Card-image

Sekizinci sınıf konu başlıkları ve son üç yıla ait soru dağılımı aşağıdaki gibidir:

card-image